Başlangıç > Genel > Yeni Başlayanlar İçin Shutter-Diyafram-Iso Nedir ?

Yeni Başlayanlar İçin Shutter-Diyafram-Iso Nedir ?

Öncelikle başlığa konu olan Shutter-Diyafram-Iso nedir sorusuna,  google veya herhangi bir arama motorunda yapacağınız aramada birçok cevap bulmanız mümkün.  Ancak bu tür forum yazılarındaki teknik detayların sunuluş biçimi  yeni başlayanlanların kafasını karıştıracak şekilde olduğu  düşüncesiyle kısmen daha anlaşılır olduğuna inandığım bu yazıyı oluşturdum. Faydalı olması dileğiyle…

Fotoğrafın tarihçesine kısaca bakmak gerekirse. Fotoğraf makinelerinin ilk örnekleri aşağıdaki resimlerde olduğu gibi :

İlk Kamera ressamlar tarafından kullanılmıştır.Duvarda açılan bir delikten gelen ışığın ters yansıması mantığıyla bir yüzeye yansıtılan görüntüler  ilk başta ressamlar tarafından kullanılmış daha sonraları bu geçiçi görüntünün sabit bir kopyasını elde etmek amacıyla  farklı zemin ve kimyasal kullanımı zamanla geliştirilerek bugünkü kullandığımız fotoğraf makinelerinin ataları üretilmeye başlanmıştır.

Tarihçesi ile ilgili ayrıntılı bilgilere arama motorları üzerinde rahatlıkla ulaşılabileceği için detaya inmeden konu başlığımızdaki sorulara daha anlaşılır cevaplar bulmak için bilinen ilk  fotoğraftan  da bahsetmek gerekecek.   Joseph N. Niepce 1826 ( bazı kaynaklara göre 1827 ) da evinin çatısından çektiği ve zift benzeri bir kimyasal yüzeye 8 saat süren pozlamayla oluşturduğu  adına haliograph  (güneş çizimi ) verdiği aşağıdaki örnektir.

Bu örneklerden de anladığımız üzere bir fotoğrafın oluşması ( vizörden bakan fotoğraf sanatçısını saymazsak ) için gerekli temel 4 şey.

1)Işık
2)Işığın geçiş miktarını ayarlayan bir delik ( diyafram )
3)Karanlık bir odada, delikten gelen görüntünün sabitleştirildiği ışığa duyarlı yüzey. ( film veya sensör )
4) Delikten duyarlı yüzeye gelen ışığın ne kadar süre ile geleceğini ayarlığımız kapak. (shutter-örtücü)

Yani bu teorik bilgiyle, hiç ışık almayan bir ortamda boş bir teneke kola kutusunun içine negatif yerleştirip ,  kola tenekesinin diğer ucuna toplu iğne ile açacağımız delikten gelen ışığı negatif üzerine maruz bıraktığımızda görüntü elde etmek mümkün. İlgili haber linki

Sadede gelelim :
Elimizdeki manuel ayarlı cihazları tarihteki ilk örneklerinde olduğu  gibi oda büyüklüğünde bir makineyi kontrol ettiğimizi düşünecek olursak

DİYAFRAM : Yukarıdaki duvar örneğindeki, karanlık odanıza ışık gelmesini sağlayan  delik gibidir. Diyafram açık olması demek duvardaki deliğin daha büyük olması gibidir, nasıl ki insan göz bebeği karanlıkta daha fazla ışık almak için büyür aydınlıkta ışığı azaltmak için küçülürse diyaframı da aynı mantıkla kullanmak gerekir. ( Akılda kalması için  Diyaframın baş harfi ile Delik baş harflerini kodlayabilirsiniz )

Makinenizin diyafram açıklığı değerlerini gösteren ve f-stop olarak adlandırılan değerler aşağıdaki fotoğraftaki gibidir.  Sizin elinizde özel bir objektif yoksa muhtemelen en açık diyafram değeri ( ışığı en fazla geçirdiği )  f:3.5 dur. Piyasada f:1.2’e kadar diyafram açıklığı olan objektif bulmak mümkündür. Objektifinizin diyafram açıklığı ne kadar fazla olabiliyorsa ışık geçirgenliği o kadar fazla olacaktır.  Pazarlama stratejileri gereği birçok markanın standart olarak sattığı kitlerdeki lensler genel kullanıcı düzeyine uygun fiyatlandırmak amacıyla f:3.5–5.6 değerinde oluyor. Lens üzerinde iki farklı değerin olması örneğin elinizde 18-55 bir lens var diyelim makineniz en geniş açıdayken ( 18mm )  maksimum diyafram açıklığı 3.5 iken, zoom in   ( 55mm ) yaptığınızda  5.6 dır. Manuel modda,  ışık sabit iken  18mm  de çekeceğiniz fotoğraf ( daha açık diyaframda olacağı için daha fazla ışık geçireceğinden ) 55mm de çekeceğinizden fotoğraftan daha aydınlık olur.

Diyafram değerleri konusunda karıştırılan bir nokta da diyafram açmak ve kısmak ile ilgili rakamsal değerler, zihnimizdeki  rakamsal artma ve azalma gibi düşünüldüğünden çelişkiye düşülebiliyor.  f:3,5 değeri f:5.6 değerinden daha açık bir diyaframdır.  Üzerinde f:3.5 ve f:22 yazan bir makinenin en açık diyafram ( ışığı en fazla geçirdiği ) değeri f:3.5 en kısık ( ışığı en az geçirdiği ) değeri f:22 dir. Şekil

Dijital makinelerde yandaki şekilde gösterilenden  daha fazla f-stop değerleri mevcuttur. Örneğin analog bir makinede f:4 ile f:8 arasında sadece f:5.6 değeri varken dijital slr modellerde f:4 ile f:8 ( marka-modele göre farklılık olabilir ) arasında f:5.6 değerine ek olarak  f:4.5 f:5 değerleri de vardır. Bu bize daha hassas ayarlarda fotoğraf çekme imkanı verir.

SHUTTER SPEED- ÖRTÜCÜ HIZI-SÜRESİ :

Yukarıda ilk fotoğraf örneğinde bir odada çekilen ilk fotoğrafın  8 saat pozlanarak ( ışığa maruz bırakılarak ) oluşturulduğundan bahsetmiştik. Shutter’ı işlevini hatırlamak için Shutter baş harfi ile Süre baş harfini kodlayabilirsiniz.

Shutter yani örtücü hızı diyafram açıklığından geçen ışığın ne kadar süre ile ışığa duyarlı yüzeye ( film veya sensör ) geçmesine izin vereceğimizi belirlemeye yarar. Zaman içinde ışığa hassaslığı geliştirilen fotoğraf makineleri  shutter süresi saniyenin on binde bir anı ve daha fazlasını yakalayabilecek  ( kurşunun çarpma anı gibi ) sürelere ulaşmıştır.

Örtücünün açık kalma süresinin az veya fazla olması ne işe yarar ?

1/125 ortalama bir fotoğraf çekmek için ideal bir süredir.  Shutter hızı genelde iki ana amaç için değiştirilir.

Hızlı bir hareketi yakalamak veya hareketi silikleştirmek: Spor müsabakası gibi doğası gereği hızı fazla olan bir hareketi yakalamak için objenin hızına göre bir değer girip ( ışıklandırma şartları uygunsa ) örneğin topa müdahele için hamle yapan bir beyzbol oyuncusunun mücadele anını net bir şekilde yakalayabiliriz.  Örnek Işıklandırma şartları yüksek shutter sürelerinde önemli çünkü  1/125 i ortalama bir shutter değeri kabul edersek bu değeri 1/4000 e doğru her  artırışımızda, makinemizin sensörü  daha az bir ışıkla pozlama yapar. Bu yüzden çekeceğimiz konunun iyi ışık alması gerekir. Örneğin açık havada bir kum voleybolunu 1/1000 değerde çekebiliriz fakat  kapalı bir stadyumda gerçekleşen basketbol maçını ışıklandırma şartlarının elverişsiz olması yüzünden aynı shutter değerinde ( 1/1000 ) çekmemiz mümkün olmayacaktır.

Tersi bir durumda yani hareketi  net bir şekilde yakalamak yerine, bilerek düşük shutter süresiyle de çekim yapabiliriz. Örneğin bir bir danscının yaptığı hareketi örtücü açık kaldığı sürece kayıt edebiliriz. Örnek Başka bir örnekte ise hafif dalgalı bir gölü shutter süresi uzun bir sürede çektiğimizde göl yüzeyini ipeksi bir doku varmış gibi görüntüleyebiliriz. Örnek

Makineyi daha fazla veya daha az ışığa maruz bırakmak için :

Örneğin bir gece çekimi yapacağız diyafram açıklığımızın sonuna kadar açılmış olmasına rağmen çekeceğimiz obje hala karanlık ise shutter süresini uzatarak makinemizi daha uzun süreyle ışığa maruz bırakmış oluruz bu da bize daha aydınlık bir fotoğraf verir. Ancak bu tür shutter süresi uzun tutulan görüntülerde hareketli tüm objeler hayalet gibi veya ışık demeti şeklinde çıkacaktır. Örneğin  taşıt ve insan trafiğinin aktığı bir açıdan bir binayı çektiğimizde net bir bina görüntüsü önünde,  hareket eden insanlar ve taşıtlar çizgisel bir ışık seline dönüşür. Örnek Ek olarak düşük shutter sürelerinde makinemiz ışık aldığı sürece tüm hareketi kayıt edeceğinden elimizin yaptığı en ufak hareket bile fotoğrafın bulanık  olmasına sebep olacaktır. Bu sebeple örtücü hızı  1/60 ve daha düşük değerlerde tripot ve kumanda ( kablolu veya kablosuz ) deklanşörle çekim yapmak gerekir.  Kumanda deklanşör yerine geri sayım modunda çekim yapılarak makineyi sabitledikten sonra hiç temas etmeden de net görüntüler yakalanabilir.

Diyafram değerleriyle ışık ayarlaması yapmak alan derinliğinin ( fotoğrafın net olarak göründüğü bölge ) az veya çok olmasına sebep olacağından bazen diyaframı sabit bir değerde tutup, shutter ile ışık ayarı yapmak gerekebilir.  Fotoğrafta alan derinliğinin az veya çok olmasını ayarlamak  farklı bir konu olduğu için bu yazıda şimdilik bu kadar bahsetmek yeterli olacak sanırım.

ISO – ASA : Uluslararası Standartlık Örgütü’nun ingilizce harflerinin kısaltması olan iso ilk fotoğraf örneğimizdeki zift benzeri bir kimyasalın yerleştirildiği duvar gibidir. Şimdiki analog makinelerde film, dijital makinelerde ise sensör bu işlevi görmektedir.

Dijital makinelerde Iso ayarında yapacağımız değişiklikler sensörün ışığa olan hassaslığını artırır veya azaltır. Iso 100 – 200 … 400 -800 – 1600 … diye devam eden değerlerle gösterilir. Düşük ışıklı ortamlarda makinemize gelen ışığı diyafram açarak bir derece ışık geçişini artırırız ama bazı ışık koşullarında bu yeterli olmayabilir. Bu durumda ıso değerini yükseltmemiz gerekir.

Iso yükseltmenin dezavantajı marka ve modele göre değişiklik göstermekle birlikte Iso 800 den sonra oluşan görüntülerde grain adı verilen ( noise-kumlala-parazit) istenmeyen noktacık oluşumudur. Birçok makinede grain azaltıcı ayarlar makine üzerinde mevcuttur. Hatta çekilmiş fotoğrafın üzerindeki grainleri silen yazılımlar da vardır. Gelişen teknoloji daha yüksek iso değerlerinde grain oluşmadan fotoğraf çekmemize olanak verse de yine de mümkün olduğunca iso değerini en düşük ( 100 – 200 ) değerde tutularak çekilen fotoğraflar daha güzel sonuçlar verir.

Son olarak : Yukarıda örneklerde verilen değerlerin bazıları ortalama bir fotoğraf çekmek için bazıları ise konunun anlaşılması için rastgele verilmiş uç örneklerdir.

Shutter, Diyafram, Iso da farklı değerler oluşturmak fotoğrafı çekme  amacınıza göre değişir. Bu konu ile ilgili ne kadar yazı okursanız okuyun birebir uygulama yapmadıktan sonra kafanızda hala birçok soru işareti oluşacaktır. Burda önemli olan birşeyleri rastgele yaparak öğrenmek  yerine, fotoğrafı çekmeden önce ne amaçladığınız ve sonuca ne derece ulaştığınız olmalı…

Reklamlar
  1. Ara
    31 Aralık 2011, 9:35 am

    güzel bilgiler

  2. halit
    07 Şubat 2012, 10:04 pm

    teşekkürler. en sade anlaşılır forum sizden.bazen basit bir soru sorarsınız nette.size bin türlü şey pazarlarlar.gerçekten teşekkür ederim

  3. yildiray
    31 Mayıs 2012, 8:58 pm

    evet gercekten cok aciklayici ve anlasilir emeginize saglik……

  4. 17 Nisan 2013, 6:15 pm

    Faydalı bilgileriniz için teşekkür ederim.. Yeni başlayacak biri için gayet anlaşılır olmuş 🙂

  5. Ezgi İNAM
    11 Ağustos 2014, 5:53 pm

    karmaşık gelen bir konu bir anda aydınlanıverdi. Teşekkürler 🙂

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: